Hani çok yazmak istersin... Kafandan bir çok şey geçer ama onları bir boncuk gibi sıraya dizemezsin. İşte öyle hissediyorum kendimi. Çok yazmak istiyorum, uzun uzun anlatmak. Seni yazının sonuna kadar hayallere sürüklemek istiyorum. Mesela;
Uyur uyanık bir halde koltuğun üzerinde sızmışım. Nasıl başladığını bilmiyorum bu keyfin? Hatırlamıyorum... Üzerime üşümeyeyim diye örtülen battaniyeden açıkta kalan omuzlarım biraz buz kesmiş. Vücudumu koltuğa iyice yapıştırıyorum, bir güzel kıvrılıyorum. O sırada koltuktan çıkan sesler...
Hakikaten bu hikayeye devam etmek için çok yanlış zaman!
5 Ocak 2013 Cumartesi
3 Ocak 2013 Perşembe
Engel Olanın Engeli Bol Olsun
Kitaba ulaşmamın çok zor olduğu bir dönemdi benim okumayı öğrendiğim zamanlar... Çalıbükü Köyü' ne bir arabanın arkasına doldurduğu kitapları satmak için dağ bayır gezen abiden annemle babam dünya klasiklerini almışlardı kendilerine... O kadar çok ağlamıştım ki bana da alınsın diye. Sonra elime kocaman ve ağır bir çanta verdiler, sen arandın der gibi. İçinde on iki tane renkli resimli kitaplar vardı. Dünya klasiklerinin basitleştirilmiş, çocuklar için hazırlanmış on iki kitabı...
Okumanın kıymetini, ön yargısız her tür kitabı okuyarak kendini ve fikirlerini şekillendirmenin önemini hala anlayamayan, saçma takıntıları ile bu ülkeyi yönetmeye çalışan insanların varlığını anlayamıyorum...
Püff! Saçma...
Okumanın kıymetini, ön yargısız her tür kitabı okuyarak kendini ve fikirlerini şekillendirmenin önemini hala anlayamayan, saçma takıntıları ile bu ülkeyi yönetmeye çalışan insanların varlığını anlayamıyorum...
Püff! Saçma...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)